“Ancak pek çok kişi, geleneksel dinlerin ve siyasi partilerin global liderlik sunacak kadar yön verici vizyonunun kalmadığını düşünmektedir. Bu rolü üstlenecek başka kimse olmazsa, şarlatan ve demagogların eline düşme riskimiz var; bu güçlü ve zengin pek çok toplumun çöküşüyle sonuçlanan bir yazgıdır.” diyor Good Business adlı kitabında Mihaly Csizkszentmihalyi.
Burda aklımıza bazı sorular gelebilir. Acaba gerçekten liderlik edebilecek bir etkisi yok mudur? Yoksa bu etkiyi bizler mi göremiyoruz? Aslında her ikisi de doğru bir bakıma. Zira değer yoksunu bir sürgit telaşasında bu mesajları verecek ya da alacak yeteneklerden yoksun kalmışız. Örneklik peki! Olamıyoruz. Çünkü aynı etki orda da geçerli. İçi boş bir ceviz kabuğunun hükmü ne ise mevcut durumda bundan farklı değil. Aslında mesajlar var. Ama bizler onu algılayacak bilinç düzeyinden yoksunuz. Hayır, zekiyiz! Analitik hesaplar yapabiliyoruz. Dünyanın etrafında uydular gezdirebiliyoruz. Ama bunu kavrayamıyoruz. Aslına bakarsanız çoğu zaman yediğimiz zeytinin tadını alamayışımız da bu yüzden. Ya da eski bayramlara olan bitip tükenmeyen özlemimiz. Ruh denen olgunun fıtratına uygun olmayan bir yaşantıyı izlediğimiz için belki de? Hayır, evrensel değerler dünyadaki tek gerçeklik ya da pusulamız olmalı demiyorum. Öyle de olsa sırıtan bir şeyler kalacaktı diye düşünüyorum. Sanırım reçete şöyle olmalı: Evrensel değerlere uygun bir sistem yaratmak. Ve bu sistemin üzerine, insanı anlayabilen bir refleksi yerleştirebilmek. Zira insanı anlamayan bir sistem ne kadar mükemmel olursa o kadar eksik kalacaktır. İnsanı anlamayan adalet ya da insansız bir sorumluluk duygusu. Bunu bir düşünü derim. Tabi ki bu dengeyi kurabilmek o kadar kolay değil. Yüce Kitabımız bu dengeyi kurabilme kavramını “Furkan” olarak ifade ediyor. Doğruyu yanlıştan ayırabilme yeteneği. Eğer bu yetenekten yoksunsanız zaten şarlatan ve demagogların eline düşmeniz kaçınılmaz olacaktır.
Hayat işaretlerle dolu. Sadece içsel bir kavrayışla ve derin bir farkındalıkla gözlemlemek gerek. Bazen kitapları izlemek, bazen hayatı. İşaretler her yerde. Sezmek meselesi biraz. Ustalıkla kazanılabilecek şey o da. O da yavaş yavaş olacaktır. Donuk ya da olumsuz anlamda değil tabi ama hayatın bir dantel gibi örüldüğünü görebilirsin eğer işaretleri izleyebilirsen. Bazen sadece harekete geçmek gerekir, bazense beklemek sadece, ama çoğunlukla cesaret etmek.
(Haşim Sönmez)