40 yaş üstüyüm Eski Türkiye’yi özlüyorum. 2004-2011 arası güzel şeylerin yapıldığına katılıyorum ama diğer zamanlara katılmıyorum. 2016’lar ciddi kopuş, 2020’ler ve sonrası savruluş. Meşruiyetini kaybettikçe dış güçlerin desteğine iyice dayanan bir düzen.
Global bilişim şirketi Dell’in hafızam beni yanıltmıyorsa 2011’lerdeki “Z Kuşağı” raporunda şu cümle vardı: Dünyadaki en potansiyel sahibi Z Kuşağı Türkiye’dedir. Ve 6 ay sonra yine Global bilişim şirketi olan Kaspersky’nin bir raporu vardı. Ve şu cümle de onda vardı: Dünyadaki en potansiyel sahibi Z Kuşaklarından biri de Türkiye’dedir. Sonrasını gördük. Eğitimin geldiği noktayı gördük.
Çocuklarının hayallerinin olmadığı bir toplum olabilir mi? Okuyanın cezalandırıldığı bir toplum olabilir mi?
Onu da gördük Elhamdülillah!
Meşruiyet rızaya değil de zora, manipülasyona dayanmaya başlamışsa eğer her şey mümkündür. İdealler değil çıkarlardır masada olan.
Ama kimseye kızmıyorum, kızamıyorum. Toplumlar ihtiyaç duydukları iktidarları yaratıyor işte. Sistemleri, insanları, -adına ne derseniz deyin işte- her şeyi.
Gücü verip de bilgeliği talep etmeyendedir sıkıntı, biliyor ve haykırıyorum.
Rabindranat Tagore’nin güzel bir tespiti var Hindistan’ın İngiliz Emperyalizmine karşı düştüğü sömürge durumuyla ilgili: Geldiğimiz noktada dış güçler falan filan yok. Bunların hepsi bahanedir. Düştüğümüz duruma sebep arıyorsanız asıl sebep kendi kastlarımız, parçalanmışlıklarımız, bölünmüşlüklerimizdir, der. Biz hep birlikte olmadıkça, olamadıkça da hangi iktidarlar gelirse gelsin sonuç değişmeyecek.
Amin Maoluef’in güzel bir sözü var: Toplumlar en zayıf bireyleri kadar güçlüdür, der. Bir toplumda her anlamda zayıflaştırılmış, ihmal edilmiş, geri bırakılmış bireyler varsa işte bu bölünmüşlüktür. Enflasyon oranı bölünmüşlüğü çok güzel şekilde gösteriyor mesela. Çünkü güven ile ters orantılıdır enflasyon. Müslümanım diyen bir ülkede enflasyon olmaz, olamaz. Olsa olsa hırsızların ülkelerinde olur enflasyon. Çünkü enflasyonun olduğu toplumlarda bireyler birbirlerine güvenmiyordur. Bu cümleyi herkesin kendi vicdanına sunuyorum.
(Haşim Sönmez)