Mekanik, Şartlanmış düşünce ile Amatör ruhunu yitirmemiş düşünce arasındaki fark.

Presbiyopi, gözdeki merceğin uyum özelliğini ve odaklama yeteneğinin gerilemesi, yani, gözdeki lensin esnekliğini kaybetmesi sonucunda oluşan yaşlanmayla birlikte görülmeye başlanan ve yaş ilerledikçe de ciddiyet seviyesi belli bir dereceye kadar artabilen yakını görme bozukluğudur.

Presbiyopi olduğunuzda mekanik ve şartlanmış düşünce; lensleriniz esnekliğini yitirmiş, gözlük kullanmalısınız, der. Ama eleştirme yeteneğine sahip keskin bir zihin; lensleriniz esnekliğini yitirmiş evet ama beyin ciddi bir uyum ustasıdır. Beyniniz belli egzersizleri yaparak lenslerinizin yeni haline uyum sağlayabilir. Yani lenslerinizin bu haliyle de görmeyi öğrenebilir. Ve bu haliyle görme yetinizi ciddi oranda geliştirebilirsiniz.

Bazı göz egzersizleri için:

https://rehberingunlugu.wordpress.com/

Bilinçaltının Bilgeliği

William James’e göre 19. Yüzyılın en büyük keşfi bilinçaltı idi. Dünyayı döndüren güç olduğunu düşündüğü bilinçaltı için: En büyük keşif, inançla desteklenen bilinçaltının gücüydü, demiştir.

Bilinçaltımız sınırsız bir bilgeliğe sahiptir. Büyük ve derin amaçların, ilhamların, inançların ve vizyonların doğduğu yerdir. Bize ilham veren ve yol gösteren bilinçaltının sınırları ve potansiyeli ölçülemez. Bütün hayati süreçlerimizi ve fonksiyonlarımız düzenler ve kontrol eder. Uyumayan, konuşmayan, dinlenmeyen, yorulmayan, tartışmayan sınırsız bir zeka ve bilgeliğe sahip bir depo. Anılar, yaşantılar, duygusal deneyimler vb.

Zamansızlıklar ve mekansızlıklar evreni olan bilinçaltımız sınırsız verimlilikte bir tarla gibidir. Ve tarlalara ne ekerseniz onu biçersiniz. Üzüntü, endişe ve korkuyla beyninizin, kalbinizin ya da diğer organlarınızın normal ritmine müdahale edebilirsiniz. Bu sebeple ona uyum, sağlık ve huzur gibi duygu ve düşünce tohumları ekin. En iyi ve en güzel ürün verecek tohumlar olsun. Siz tohumu ekerseniz gerisini bilinçaltınız yapacaktır.

İçinde yaşadığımız dünyanın algılarımız tarafından şekillendirildiğini unutmayın. Bilinçaltı düşüncelerinizin doğruluğu ya da yanlışlığıyla değil onların doğasıyla ilgilenir. Bilinçaltımız su gibidir. Yani kişisellikten, eğilimlerden ve yargılamalardan ve kindarlıktan uzaktır. Bunları yapan şey zihnimiz ve algımızdır. Fakat bilinç altımız bu zihinsel tutum ve niyetleri de dikkate alır tepki verirken.

Hayatta büyük şeyler basit, dinamik ve yaratıcıdır. Bilinçaltımız ikinci derece sembolleştirme olan kelimelerden ziyade baskın olarak imge ve hislerle ve çağrışımlarla iletişim kurar. En az çaba, en az enerji sistemiyle hareket eder. En az dirençli yolu kullanır.

William James’in dediği gibi; İnanç, hakikati yaratır. Bilinçaltı da inanç ve tekrara dayalıdır. Zamanla bu özellikleri güçlü duvarları olan savunma hatlarına dönüştürür. Mantra kullanımı ya da dini inançlar buna örnek olarak verilebiliriz.

Bilinçaltımız hayal ile gerçeği ayırt etmekten yoksundur. Bir matrixte ya da metaversek bir düzlemde de yaşıyor olsanız çabucak uyum sağlayacaktır. Ya da tam tersine sürekli hasta olduğunuzu düşünürseniz buna da uyum sağlayacak süreçleri yaratabilecektir.

Yanlış düşünebilir, yanlış anlayabilir veya yanlış yapabilirsin; ama yanlış hissedemezsin, der Edith Wharton. Tam da bilinçaltının tarzına uygun bir durumu ifade etmektedir.

Bilinçaltınızın potansiyelini kullanabildiğiniz gün, onu öncü bir rehber olarak değerlendirebildiğiniz gün, her türlü zorluğun üstesinden gelebilir, harika sonuçlara ulaşabilirsiniz. Engeller, hastalıklar ya da hayallerinizin de ötesinde bir yaşam.

Büyük Ustalar bilinçaltını nasıl harekete geçiriyordu?

⁃ Sakinleşin ve gevşeyin. 

⁃ Dikkatinizi sorununuza odaklayın ve olası çözümleri üzerinde yoğunlaştırın.

⁃ Makul çözüme ulaştığınızdaki duygu ve düşüncelerinizi hissederek gevşeyin ve uyuyun.

⁃ Uyandığınızda hala cevabı bulamamışsanız süreci kuluçkaya yatırarak başka işlerle uğraşın. İlerde makul bir cevaba ulaşmanız kuvvetle muhtemeldir.

Kuantum Bilinç Teorileri

R. Penrose bilincin koherens durumunda ortaya çıkan bir fenomen olduğunu varsayar. Yani kuantum koherens durumunu bilinç olarak deneyimlendiğimizi söyler. Kuantum koherens olarak bilinen olgu fazla sayıda parçacığın ortak bir kuantum durumunda olması yani birbirinden ayırt edilemeyen ortak bir dalga fonksiyonuna sahip olmasıdır. Parçacıkların sanki tek parçaymışçasına davranmalarıdır.

David Bohm’a göre ise dalga-parçacık ikiliği gerçek değildir. Mikro seviyelerde dahi sistemler gerçek parçacıklardan oluşur. Fakat mikro düzeyde diğer kuvvetlere ek olarak ‘kuantum potansiyeli’ denen bir kuvvet de parçacıklar üzerinde ayrıca etkilidir. Etkenlerden bağımsız (zaman, mesafe, hız) bir enformasyon etkisi olarak da tanımlanabilir. Bohm’un ‘içkin düzen’ diye kavramsallaştırdığı şey parçaların bütün evrene dair bilgiyi sarmalanmış şekilde içerebildiği bir holistik düşünceyi ifade etmektedir. Özetle tüm evren bir bütündür, mesafeden bağımsız bir şekilde içsel bir ilişki halindedir. Nesneleri biribirinden ayrı olarak görmek bir yanılsamadır. Aslında evrendeki her parça toplu dans koreografisindeki dansçılar gibi estetik bir bütün oluşturacak şekilde davranırlar. Madde ve bilinç içsel bir uyumla hareket eden tek bir gerçekliğin iki ayrı görüntüsüdür. Bilinç duyular aracılığıyla dış dünyada akan bilginin beyinde sarmalanmasından oluşur ve tüm evrenle içsel bir bağ içerisindedir.

H. Stapp’a göre ise nesnelliği öznellikle açıklayarak tüm evreni zihnin bir faaliyeti olarak görür. Kuantum kuramıyla bilinci açıklamak yerine kuantum kuramını bilinçle açıklamaya çalışır. Atomik ya da makro düzende yapılan her ölçümün sonucu ya da tasvirleri zihnin yaratıcı faaliyeti tarafından belirlenir ve olma ihtimallerinden oluşan bir yapıdan başka bir şey değildir. Zihin her şeyin yaratıcısı olan evren sürecine verilen addır. Her insanın bilinci bu genel zihin kavramının bir parçasıdır. Ona göre her şeyin bir nedeni vardır, ama her şeyin bir nedenini olması her şeyin önceden belirli olduğu anlamına gelmez. Bu noktada neyin gerçekleşeceğine karar veren zihindir.

Kuantum Kuramının Özellikleri

Nevton fiziğine göre evren, uzayda var olan ve zamanda hareket eden madde ve enerjiden ibarettir. Ki madde ve enerji birbirlerine dönüşebilen özdeşliğe sahiptir.

Buna karşılık duygu, düşünce, algı gibi öznel deneyimler uzay ve zamanda tanımlanmaz, ölçülemezler.

1- Mikro evren – Makro evren ayrımı

Kuantum yasaları ancak optik mikroskoplarla bile görülemeyecek kadar küçük olan atomik parçacıklar için geçerlidir. Klasik fiziğin geçerli olduğu dünya ise makro evrendir.

⁃ Hangi miktarda atom bir araya gelirse kuantum değil de klasik fizik yasalarına uygun hareket ederler?

2- Dalga parçacık ikiliği

Parçacık ve dalga evrendeki madde ve enerjinin iki farklı var oluş şeklidir. Tanecik uzayda belli bir yer kaplarken dalga ise sürekli yayılım halimdedir. Kuantum dünyasında parçacıkların dalga mı yoksa tanecik gibi mi hareket ettiklerinin kesin bir yanıtı yoktur.

3- Parçacıkların doğasının gözlemle değişmesi

Mikro evrende parçacıkların hareketi bizim gözlemimize göre değişiklik göstermektedir. Konumları gözlemlenirken tanecik gibi davranırken hareketleri gözlemlendiğinde dalga haline geçerler.

4- Süper pozisyon

Mikro evrende bir parçacık gözlemlenmediği zamanlarda aynı anda birçok yerde bulunuyormuş, birçok değişik hızda hareket ediyormuş, birden fazla enerji durumunda bulunuyormuş gibi davranabilir. Buna süper pozisyon (üst üste binme) hali denir. Gözlem halinde ise parçacığının gözlemlenen süper pozisyon hali bozulur. (Konum, enerji, momentum)

5- Dalga fonksiyonu

Dalga fonksiyonuna bakarak parçacığın durumu anlaşılabilir. (Tanecik halinde mi, dalga halinde mi yoksa ikisi arasında bir formda mı) Belirsizlik ilkesi gereği bir parçacığın hem konumu hem de hızı tam olarak bilinemez, lakin hızı ile konumunun bileşimi duyarlılıkları birbirlerine ters oratılı olacak şekilde dalga fonksiyonu ile bilinebilirler.

Dalga fonksiyonunda her parçacık konumunun ve hızının ortak gösterimi olan bir dalga fonksiyonu ile ifade edilir. Bu gösterime göre dalga genliğinin fazla olduğu yerler parçacığın uzayda bulunma ihtimalinin yüksek olduğu konumları, fonksiyonun değişimi de o fonksiyon ile anlatılan parçacığın hızını verir. Düşük dalgalanmalı bir fonksiyon hassas konum bilgisi içerirken hız bilgisi belirsizleşir, hız bilgisi belirginleştiğinde fonksiyonun dalgalanması artar bu da uzaydaki konum bilinirliğini azaltır.

6- Nedenselliğin olmaması

Kuantum kuramına göre bir parçacığın süper pozisyon durumu gözlemle bozulurken, hangi seçeneğin gerçekleşeceğini belirleyen hiçbir neden yoktur. Nedensiz ve rastlantısal bir olgudur.

7- Uzaktan anlık etki (EPR) (Dolaşıklık)

Kuantum kuramında iki veya daha çok parçacık bir araya geldikleri bazı durumlarda ortak bir dalga fonksiyonuna sahip olabilirler. Birbirinden ayırt edilemez halde sanki tek parçaymış gibi davranabilirler. Bu davranış mesafe ve ışık hızı sınırına tabi değildir.

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın