Şirket Kurarken (Richard Branson)

⁃ Büyük düşün, nesnel ol. Hangi tüketici sorunun çözeceğine karar ver. Ardından saptadığınız bir çözüm temelinde şirketi kurun. Etrafınızdaki insanlara onları en çok rahatsız eden şeyleri sorun.

⁃ Finansman durumunuzu kontrol edin. İyi bir iş planı faydalı olabilir.

⁃ Hangi işlerde iyi, hangilerinde kötü olduğunuza karar verin. Ve boşlukları doldurabilecek, işe alımlar yapın. Şirkete odaklanmak için finansal işlere güvenilir bir uzman bulun.

⁃ Seni farklı kılacak şeye odaklan, amacınızı keşfedin. Onun paradan daha fazla bir şey olması gerekir. Şirketinizin var olma nedeni ne? Çalışmalarınız topluma nasıl bir fayda sunacak?

⁃ İyi ve sürekli gelişen bir ekip kur.

⁃ Markanı oturduktan sonra kazandıklarından bir kısmını topluma geri ver.

⁃ Olumlu ve olumsuz şeyler üzerine düşün. Neler yapabilirsin. Ufak ayrıntılar devasa fark yaratabilir. Şirketinizi diğerlerinden gerçekten farklı kılacak bir ürün veya hizmet özelliği bulun.

⁃ Başkalarından iletişim kurmaktan ve yardım istemekten çekinmeyin.

⁃ İş fikirleri maceralı gezintilerde ortaya çıkabilir. Elon Musk’ın zip2’si de böyle çıkmıştı.

⁃ En çok neyi yapmayı istediğini keşfedersen o zaman başarılı olursun.

⁃ Tutkularını bir işe dönüştürmek için onların derinlerine dal ve seni hayal kırıklığına uğratan şeylere odaklan. Burada yapmam gereken tutkularının içine dalman ve kendini bu alanda uzman yapman.

⁃ İş fikirini netleştirdikten sonra bile, iş planın hazır da olsa biraz izlemede kal.

⁃ Web siteni ve sosyal medyayı kullan.

⁃ Kendi işini kurmak için asla daha iyi bir zaman yoktur.

Piyasalardaki Hatalarımız (1. Bölüm)

Hepimizin bu yolculukta pek çok deneyimi oldu. Bunlardan #ders alanlar yolculuklarına ayakları daha yere basarak devam etti. Almayanlar ise savrulmaya devam etti.

Horatius dediği gibi:

“Niye gülüyorsun? İsmi değiştir, anlatılan senin hikayendir.”

Bu ve benzeri piyasalarda yaklaşık 8 yıldan sonra yaptığım ve ısrarla yapmaya devam ettiğim #hatalarım ve diğerlerinin yaptığı hatalar neler onlara bakacağız. Israrla hatalara devam etmek biraz karakter meselesi sanırsam, egolu bir kişilikten kaynaklanan, kendi deneyimin olmadan ders çıkaramama durumu denebilir. Bazen işin sıfır noktasına daha yaklaşayım diye stresimi arttırmak için riskli ve kaldıraçlı pozlarımı arttırdım. Arkasındaki mantık daha kısa sürede daha etkili deneyimler ve tecrübe arttırmaktı. Şunu çok açık bir şekilde söyleyebilirim ki: Önceliğim her zaman öğrenmek üzerine kuruldu. Bazılarına mantıklı gelmese de ve yanlış gibi algılansa da haklı çıkmayı para kazanmaya her zaman tercih ederim. Sonuç itibarıyla bulunduğum noktayı hiç de başarılı sayamam. Büyük çoğunluğu yitirilmiş bir portföy. Lakin pişman değilim. İşin şu boyutu da var ki sadece bu yıl 2 çok iyi fırsat yakaladım. Sadece onları değerlendirebilseydim portföyümü 2’ye katlayabilirdim. (Stride ve fet) Mevcut kayıpları ve değerlendirilmemiş çok iyi fırsatları öğrenmeme uzanan bir bedel olarak kabul ediyorum. Belki daha ucuz ve farklı olabilirdi maliyet ve sonuçlar ama ilerde iyiki denemişim diyebileceğim şeyleri yaptığıma ve ödediğim bedellerin karşılığını fazlasıyla alacağıma inancım tam.

Geçelim süreçteki hatalarımıza.

Hatalarımız 1- Sermayeyi korumamak

Yukarda da zikrettiğim durumlardan kaynaklı olarak sermayemi korumadım. Oysa bu piyasalarda para kazanmaktan daha önemli şeydir bu. Risk tercihlerinizi belirleyen en önemli unsurdur belki de. Bu kuralı çok iyi ifade eden bir söz vardı:

  1. Kural: sermayeni koru.
  2. Kural: ilk kurala sadık kal.

Hatalarımız 2- Gelir gider dengesini ayarlamamak

Kimin üstsüz yüzdüğünü sular çekildikten sonra anlarsın diye güzel bir söz vardı. Üstsüz yüzmenin riskli ve çok daha riskli olduğu zamanlar vardır. Piyasalarda para çekilince, faizler yükselince riskiniz artar. Bunları gözetmek lazım.

Hatalarımız 3- Riski kontrol etmemek

Riski kontrol etmemek de daha çok portföyünüzü dağıtamamanız, sepet yapmamanızla ilgili bir durum. Örneğin portföyünüzü en az 10’a bölmeniz hatta 20’ye bölmeniz ve bir miktar da nakit bulundurmanız risk kontrolünde ciddi kazanımlar sağlar. İdeal sayının 30-35 civarı olduğunu söyleyen araştırmalar mevcuttur. Bu durumun handikapı da büyük kazanımları kaçırabilirsiniz. Ama emin olun çok daha sağlıklı bir uygulamadır. Stratejileriniz bile sepet yapabilirsiniz. Stake, trade, daha uzun vade trade, uzun vadeye yayarak alım yapma #dca vb.

Ayrıca burda uygulanabilecek bir  nokta şu olabilir belki: Her ne kadar trade kuralı olsa da kayıp-kazanç oranınızı 1-3 alabilirsiniz. Yani kaybınız x (%10 örneğin) iken kazancınız 3x (%30) iken sonlandırmak.

Bu hususta en önemli nokta da şurasıdır sanırım: Vadeli işlemler ve aşırı kaldıraç kullanımı. Bir kurt tek başına bir ayıyla mücadele edemez. Alacağı tek darbe oyunun sonu demek. Bana kalırsa hiç bulaşmayın. Zira trendi bükebilecek kadar parayı oyuna sokabilecek kişiler var.

Hatalarımız 4- Hırs ve dürtülerimizi kontrol etmemek

Bu piyasaların değişkenliği her an stratejilerinizin geçersiz olduğu yanılgısına kapılmanıza neden olabilir. Biraz daha geri çekilip uzaktan ve zaman vererek değerlendirmek gereklidir. Mesela bir pozunuz çok iyi gitti ve kafanızda bir lamba yandı. Elimi arttırayım ve tek seferde işi bitireyim. Bu yanlış yoldur. Ya siz elinizi büyüttünüz ve oyun terse döndüyse. Emin olun piyasalarda olan şey de bu zaten. Sonrası sabır ve stres testi. Eğer bu duygulardan kafanızı kaldırıp da ek yöntemler uygulayamazsanız işiniz çıkmaza dönecektir. Ayrıca şu da var ki piyasadaki oyun kurucular oyunlarını daha çok hırs ve içgüdüleriniz üzerine kuruyor. Siz de elinizi açık edip onların beklediği tepkileri verdiğiniz sürece sürekli kaybettiğiniz ve suistimal edildiğiniz bir kısırdöngü yaratırsınız. Kazanmanız gereken en önemli becerilerden birisidir hırs ve dürtü yönetimi.

Hatalarımız 5- Hızlı sonuç istemek

Hızlı sonuç istemek yavaşlığın getirdiği sağlıklı çözümlemeleri yaptırmıyor. Ayrıca araya sinyalle birlikte çok daha fazla parazit giriyor. Bu parazitlerin işlem maliyetleri hatta strateji değişim maliyetleri korkunç boyutlara ulaşıyor. Piyasaların bir yere kaçtığı yok. Acele etmeyin. Güzel şeyler yavaş yavaş olur.

Matsushita Liderliği

⁃ Mütevazı bir kalp ve açık bir zihinle insan her deneyimden, her yaşta bir şeyler öğrenebilir. Büyük ve insancıl olan ideallerle başarı ve başarısızlığı fethedebilir, ikisinden de dersler çıkarabilir ve gelişimini sürdürebilir.

⁃ Herkesin izleyecek bir yolu vardır. O yol genişler, daralır, yokuş olur, çıkar sonra iner. Çaresiz ve umutsuz gezinmelerin olduğu zamanlar olur. Ama cesaret dolu bir kararlılık ve inanç sayesinde doğru yol bulunacaktır. Asıl zevkli olan da budur.

⁃ Kapasitelerini sonuna kadar kararlılıkla kullanmaları halinde en yoksullar bile çok şeyi başarabilirler. Zor dönemleri sadece tehlike olarak değil, öğrenme fırsatı olarak da görün. Zorluk ve başarısızlık durumlarında, insan daha güçlenmiş olarak yeniden doğabilir. Başarı kendini beğenmişliğe ve riskten nefret etmeye yol açarsa kişisel gelişimi durdurabilir. Başarılarını mütevazı ve dürüst biçimde değerlendirmeye istekli olmak kişisel gelişimin özüdür.

⁃ İnsanların kendi yazgılarından sorumlu özneler olduğunu düşünüyorum. Seçim yapma şansına sahipler. Bir yol bizi barış ve mutluluğa götürürken diğeri kaosa ve kendi kendimizi mahvetmeye doğru çekmektedir.

⁃ Gerçeğe doğrudan, açık ve dürüst biçimde yaklaşın. Anlık arzular ya da politik entrikaların sizi yoldan çıkarmalarına izin vermeyin. Yağmur yağdığı zaman şemsiyenizi açın.

⁃ Cesaret dolu azmimizin ödülünü ileride alacağımıza kesinlikle inanıyorum. Zorluklarımızın bize boyun eğdirmesi ve moralimizi bozmasına izin vermemeye çalışalım.

⁃ (Dikkatli olmak yetmez. Hangi işi yapıyorsanız yapın sanki tek sorumlusu sizmiş gibi hareket edin. Ciddi sonuçlar yaratmanın yolu budur.)

⁃ İnsanlar bazen insan doğasının çirkin ve zayıf taraflarının kölesidir. Bununla birlikte kendiniz için yüksek hedefler belirler ve her gün onlar üzerinde düşünmeyi sürdürürseniz adım adım daha fazla konsantre olur, kendinizi daha iyi bir insan haline getirir ve böylece daha mutlu bir kişi olursunuz.

⁃ Gerçekten işinin ustası olan insanlar zorlukların kendilerini alt etmesine izin vermezler. Lider konumunda olan bir insanın aklından çıkarmaması gereken şeylerden birisi budur.

⁃ Başarı ya da başarısızlığın, güvenli ve kararlı davranıp davranmayacağınıza bağlı olduğundan eminim.

⁃ (İşin maddi tarafı da önemli ancak sadece manevi zenginlik gerçek mutluluğu getirebilir.)

(Matsushita Liderliği, John P. Kotter)

Sistemli Düşünme

Sistemli düşünme bir çeşit düşünce biçimi ve sistemi oluşturan güçler ile karşılıklı ilişkileri anlayıp tanımlamaya yarayan bir dildir. Bu disiplin, doğal ve ekonomik dünyanın doğal sürecine nasıl daha iyi uyum sağlayacağımızı ve sistemleri daha etkili bir şekilde nasıl değiştirebileceğimizi görmemiz konusunda bize yardım eder. Peter Senge

Sistemler üç bölümden meydana gelir:

⁃ elementler (aktörler, parçalar)

⁃ bağlantılar (parçalar arası iletişim, etkileşim, bağlantılar, ilkeler, kurallar, sistem içi ilişkiler)

⁃ işlev (insan dışı sistemler) ya da amaç

Sistemlerdeki direnç bu bölümlerin birindeki birkaçı ya da hepsindeki eşgüdümsüzlük, uyumsuzluktan kaynaklanır. Sistemlerde en az etki elementlerin değişiminde, en fazla etki ise amaç ya da işlev değişiminde hissedilir. Herkes için ortak bir amaç en iyi çözümdür.

Sistemin performans algısı ne kadar iyiyse beklentileri o derece karşılar.

Algı ve beklentinin uyumlu olması için:

1- Performans ne olursa olsun (düşüşlere rağmen) sistemin kesin standartlarına bağlı kalması

2- Hedefleri geçmiş tecrübelerdeki en iyi performanslara bağlanması önemlidir.

Sistemlerin işleyişinde birikim, akışlar önemlidir. İçeri akış fazlaysa birikim artar. Dışarı akış fazlaysa birikim azalır. Oynaklığa da dikkat etmek gerekir. Zira çoğu zaman gerçeği görmenizi engeller.

Bir şeyin problem mi yoksa belirti mi olduğunu anlayabilmek için:

1- Kaynak kullanımı (zaman, enerji, para) problemin boyutuyla tutarlı olmalı.

2- Eğer problemi çözmek yerine vaktinizi yakınmakla geçiriyorsanız daha büyük bir sorununuz var demektir. Yoksa insanlar problemleri çözebilecek yeterliliktedir. Eğer ki; korkmuyor, inanmıyor, ertelemiyor, harekete geçmiyorlarsa.

3- Eğer çözüm denemeleriniz sonuç vermiyorsa ya da çözümler başka problemelere neden oluyorsa muhtemelen gerçek problemle uğraşmıyorsunuz.

4- Kültürel kodlar ve kollektif inançlar, toplumsal eğilimler çözüm yollarını etkileyebilirler.

5- Eğer problemin belli bir kalıbı varsa ve oldukça tahmin edilebilirse daha büyük bir problemin belirtisidir.

6- Eğer topluluk aşırı stresli ve endişeli görünüyorsa problemle değil, belirtileriyle uğraşıyorlardır.

Yaratılan modelin gerçeğin doğru bir yansıması olup olmadığına karar verebilmek için:

1- İtici faktörlerin tahmin edildiği şekilde hareket etmesi muhtemel mi?

2- İtici güçlerin tahmin edildiği gibi hareket etmesi halinde sistem beklenen tepkiyi verir mi? (Ya şöyle olursa… durumuna hazır mı?)

3- İtici faktörlerin arkasındaki yönetici güç nedir?

Sorularına cevap vermesi önemlidir.

Sonuç olarak:

⁃ Sistem içindeki her şey birbiriyle bağlantılıdır. Önemli olan sistemdeki parçaların birbirleriyle olan ilişkilerinin ve bağlantılarının tüm sistemi nasıl etkilediğini görebilmektir. Sistemin tek bir parçasını değiştirmek bütün sistemi etkileyecektir.

⁃ Her hareket ve karar istenmedik sonuçlar doğurabilir, aceleye gelmiş bir basit çözüm bulmaktansa sistemi iyi analiz etmek buradaki anahtar noktadır. Uzun vadeli çözümlere odaklanmak önemlidir.

⁃ Bir sistemi değiştirmek istiyorsanız amaç-işlev ya da bağlantılar üzerinde değişiklik yapmak daha etkili olacaktır. Kuralları ve ilişkileri değiştirmek çoğunlukla yeni bir sistem yaratmak demektir.

⁃ Problemelere daha derinden ve açık bir fikirle birden fazla bakış açısı kullanarak bakmak, uzun soluklu bir pozitif çözüm bulma olasılığımızı arttıracaktır. Sorun ya da kaynak farketmeksizin dışarıya değil de içeriye yönelmek önemlidir. Kendi içimizdeki sorunları çözmeden dışardaki sorunları çözemeyiz.

⁃ Sistemi çözmek için sistem içindeki davranış kalıplarını iyi analiz etmek önemlidir. Problemlerin de sistemler gibi zaman zaman belirli kalıplar dahilinde tekrar ettiğini unutmamak önemlidir.

⁃ Sistemli düşünmede son ve kesin cevap yoktur. Mükemmel çözüm yoktur.

– Küçük parçalardan başlayıp işleri basit tutmak, gecikmelerin olabileceğini unutmamak, sorunların da sistemler gibi birbiriyle bağlantılı olduğunu bu sebeple sistemi analiz etmeden probleme odaklanmamak önemlidir.

– Problemler ya da sorunlar her zaman başarısızlık anlamına gelmez. Aksaklıkları düzeltmek için birer fırsattırlar.

(Haşim Sönmez)

(Bu yazıda Steven Schuster’in Sistemli Düşünme kitabından yararlanılmıştır.)

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın