Bilgenin Güncesi Naval Rafikant (kitap inceleme)

Bazı kitaplar gerçekten tekrar tekrar okudukça güzelleşiyor. Eric Jorgenson tarafından kaleme alınmış eser Nova yayınlarından çıkmış. Aslında kitap Naval adlı sosyal medya fenomeninin zenginlik ve mutluluk üzerine twitleri ve onların açıklamalarını da içeren röportajlardan oluşuyor. Kitabın sonunda da çok değerli okuma önerileri var. Naval aslen Hindistanlı bir göçmen. Yokluklar ve kısıtlar içerisinde büyümüş birisi. Bugün dünyaca ünlü bir girişimci, yatırımcı, melek yatırımcı ve filozof olarak nitelendiriliyor.

Eserden örnek dersler:

– İnternet olası kariyer alanlarını büyük ölçüde genişletti. Çoğu insan bunun henüz farkında bile değil.

– Yaptığınız işte dünyanın en iyisi olun. Bu böyle oluncaya kadar yaptığınız işi geliştirmeye çalışın.

– İyi işler ne gerektiği için yapılır ne de onlara değer biçilebilir. Bu iyi işler serbest piyasalarda sürekli öğrenenlerin yaratıcı eserleridir.

– Sınırsız derecede kazanç fırsatlarının olduğu bir çağda yaşıyoruz ve içten gelen entelektüel merakın ekonomik anlamda ki getirisi hiç bu kadar yüksek olmamıştı. İçinizden gelen entelektüel merakı takip etmek, bir kariyer için şu anda para kazandıran her şeyi takip etmekten daha iyi bir temeldir.

– Yapmayı sevdiğiniz şey bir gün sizi eğlendiriyor başka zaman canınızı sıkıyorsa bu yanıltıcıdır. Aramaya devam edin.

– Aklınızla kazanın, zamanınızla değil.

– Kısa vadeli düşünme ve yoğun çalışmayla zamanımızı boşa harcıyoruz.

– Bir oyunun kazananları, kazanmanın marjinal faydası azalsa bile oynamaya devam edecek kadar oyuna bağımlı insanlardır.

– İnsanlar garip şekilde tutarlıdırlar. Karma sizsiniz, sonunda hak ettiğinizi elde edinceye kadar kalıplarınızı, erdemleriniz ve kusurlarınızı tekrarlarsınız.

– Her zaman önce bedel ödeyin. Ve gün sayıp durmayın.

– Dürüst olmak istiyorsanız kimliksiz konuşun.

– Karar veremiyorsanız cevabınız hayırdır.

– Basit, kestirme bir yöntem: Zor bir karar konusunda iki tarafa da eşit mesafede kaldıysanız kısa vadede daha acılı olan yolu seçin.

Rasyonel bir insan, kontrolü dışındakilere kayıtsızlık geliştirerek huzur bulabilir.

– En büyük akıl hocamla hiç tanışmadım. Onun gibi olmayı çok istiyordum. Ama onun mesajı tam tersiydi: Büyük bir tutkuyla kendin ol.

– Soru ne kadar eskiyse, cevaplar da o kadar eskidir.

Ve çok daha fazlası kitapta…

Özetle söylemem gerekirse başarıyla perçinlenmiş ve hayat tecrübelerinden süzülmüş fikirlere bayılıyorum. Zihin açıcı, motive edici, ilham verici ve hepsinden önemlisi örnek oluyorlar. Yapıp yapamayacağımızı bilmiyoruz. Denemedik ki? Bir deneyelim ve sonra bakalım neler yapacağız. Her yaş ve kademeden, her meslek gurubundan herkese şiddetle önerilebilecek bir kitap olmuş. İyi ki okumuşum.

Bu arada yazar kitabın ücretli satılmasına da çok sıcak bakmıyor, bu sebeple kitabın yayınevinin sitesinde ücretsiz versiyonu da varmış.

(Haşim Sönmez)

Aklını En Doğru Şekilde Kullan (Kitap İnceleme)

Carol S. Dweck tarafından yazılan kitap Yakamoz yayınlarından çıkmış. Kitap özetle başarının aklımızı doğru kullanabilmemize bağlı bir sonuç olduğunu söylüyor. Sabit düşünce tarzına mı sahipsiniz yoksa gelişimsel düşünce tarzına mı? Yazar kitabında bu soruya cevap vermeye çalışıyor.

Ana tema sabit düşünce tarzı ve gelişimsel düşünce tarzı karşılaştırması üzerine kurulu. Bu tarz söylemler gına getirdi diyebilirsiniz, haklısınız da. Ama bu yazar hakkını vermiş. Zihinsel birikiminizdeki bağlantıların pek çok eksik yönlerini kapatabileceğiniz ya da yeni bağlantılar keşfedebileceğiniz içerikler var.

Yazarı psikolog ama gerçekten alanının hakkını vermiş. Amatörlüğünü kaybetmemiş bir ruh ve samimi üslup. Düşünme tarzı ve alakalı içerikleri farklı bir yorumlama olmuş. Deneyim, değerli araştırmalar ve örneklerle fikirler desteklenmiş.

Başarıyı ya da başarısızlığı etiketlemenin sonuçları. Bu tanımlamalar eylem olması gerekirken kimliğe dönüşürse neler olur. Başarı bir kazan/kazan oyunu mu yoksa kazan/kaybet oyunu mu olarak tanımlanmalı? Gelişimsel düşünceye sahip olanlarla, sabit düşünce tarzına sahip olanların; olay, olgu ve durumları nasıl yorumladıkları. Zekayı mı yoksa çabayı mı övmeliyiz vb pek çok sorunun cevabını bulabilirsiniz.

Hedef koymayın, etiketlemeyin, başarıya şartlanmayın. Sadece sevdiğiniz şeyleri yapmaya devam edin. Eğer insanlar gelişim odaklı düşünme becerilerini öğrenebilirlerse, meydan okuma ve çabalama arkasından gelecektir.

Hepsinin başarı denen gerçekliğin bir boyutuna eğildiği bir çok iyi kitabın, tüm boyutlarını kapsayan bu değerli çalışmayı özellikle eğitimcilerin, velilerin, üniversite ve lise öğrencilerinin, kişisel gelişim severlerin (fetişleştirilmiş anlamının dışında) spor ve iş dünyası ile ilgilenenlerin mutlaka okuması gerekli diye düşünüyorum. Evet diğer pek çok kitapta bulunabilecek benzer örnekler mevcut ama aynı örnekler harikulade derecede farklı özellikleriyle ve yine harikulade derecede yetkinlikte açıklanarak sunulmuş.

Hayat Felsefenizle İlgili Öneriler

– Hayata her şeyin bir amacı olmalı. Ki vardır zaten, bana düşen de bu amaçları keşfetmek ve kendi amacımı oluşturmak. Mesela benim varoluş amacım ruhumu olgunlaştırmak.

– Kurallar her zaman vardır ve var olmalıdır. Gerekçeleri akıl, mantık ve sezgiye uygun olduğu ölçüde kurallara uymalıyım. Ama mantıksız ve saçma kurallara uymam. Mesela hayatınıza değer katan, onu daha yaşanılabilir hale getiren kural ve görüşleri benimsemeniz.

– Kendinime yatırım yapmalıyım. Sürekli kendimi eğitip, geliştirmeliyim. Çünkü bilgi güçtür ve hayatta kalmak için gereklidir. Ama şunu da unutmamak gerekir ki eyleme geçmeyen bilgi güç değil yük yaratır.

– Tüm disiplinlerin temel felsefesini olmasa da pek çok disiplinin temel felsefesini kavramalıyım bu yüzden temel benzerliklerine ulaşmalıyım. İyi bir yorumcu, analiz ve değerlendirme ustası olmalıyım aynı nedenden.

– Boş kafa şeytanın çalışma odasıdır düsturunca sürekli bir şeyler yapmak için çabalamalıyım. Ve de üretmeliyim.

– İyiler her zaman her yerde vardır ve olmaya da devam edecektir. Ben iyi için güzel bir örnek olmaya çalışmalıyım. Her ne kadar kötünün sesi çok çıkıyor gibi gözükse de. Bunun algının bir oyunu olduğunu unutmamalıyım.

– İmkanlarımı ve şartlarımı ortalamanın üstünde tutmalıyım. Bu bakımdan (Bourdie’nin tabiriyle) bütün sermayelerim ortalamanın üzerinde olmalı. Zeka, servet, kültür, iyi dost, referans, kaynaklara ulaşım vb.

– Mutlu olmalıyım ve bana tanındığına inandığım ahlaki dairede, yasal çerçevede, dini eksende sakin bir hayat yaşamalıyım. Mutluğun bir sonuç değil aynı zamanda sürecin kendisi de olduğunu unutmamalıyım.

– Nerde çokluk, orda kargaşa düsturunca her şeyin abartılmış olanından uzak kalmalıyım. Hatta azlığın bile abartılısından kaçmalıyım.

– İnsanlara faydalı olmalıyım ve mümkün mertebe karşılık beklemeden inandığım değerlerden dolayı bunu yapmalıyım. İnsanlara yardımcı olmak beni daha iyi hissettirecektir.

– Aileme değer vermeliyim. Zira onlar sahip olduğum en değerli şeyler.

– Sağlığıma değer vermeliyim, çünkü onun kıymetini kaybettiğimde anlayacağım ve iş işten geçmiş olacak.

– Karakterime değer vermeliyim zira onurlu bir yaşam her şeyden fazlasına layıktır var olmak için.

– Zamanın önemini iyi bilmeliyim ve zaman yönetimini aksatmamalıyım.

– Duygu yönetimine değer vermeliyim. Zira bizi çoğu zaman oyunda tutan şey duygusal gücümüzdür. Mesela karalılık, sabır, umut…

– Çabalamalıyım kararlı bir şekilde. Aziz Sancar’ın dediği gibi: Herkes zekaya inanır, ama ben inanmıyorum. Başarının tek bir anahtarı vardır. O da çabadır.

– Önemli olan hangi imkanlara sahip olabildiğin değil, imkanlarınla neler yaptığındır. Bu nedenle ne yapıyorsam en iyi işimi çıkarmaya çalışmalıyım.

– Taklitçi değil, özgün olun. Ne öğreniyorsanız, ne yapıyorsanız içine kendinizden bir şeyler katın. Tarzınız olsun.

– Eylemlerinizde başarıyı hedeflemeyin. Sadece en iyi işinizi çıkarmaya çalışın. Siz iyi işler ortaya koydukça başarı kendiliğinden gelecektir.

Kendine Yönel!

En çok korktuğum şey yolun sonuna geldiğimde sürekli, cevabını bildiğim ama cevabını bilmediğimi sandığım, sorular sorduğumu farketmek olacak sanırım…

Farklı seviyelerdeki bütün soruların cevabı sizde. Zira algılayıp tam manasıyla idrak ettiğinizde ya ufak tefek nüanslar ekliyorsunuz ya da bir şeyleri belirginleştirip onlara bir ad veriyorsunuz. Belki de boşlukta uçuşan fikir kırıntılarını belli yerlere sabitlemek suretiyle kazık çakıp birleştiriyorsunuz. Farklı seviyeler diyorum, zira hem her bilgi aynı veritabanıyla kavranamaz -üstüne yeni bilgiler eklemek gerekir- hem de her insanın farklı donanım ve karaktere sahip olmasından dolayı bilgiyi işleme süreçleri de farklıdır. Kimilerine başarı getiren bir formül çoğunluğa hiç katkı sunmayabilir.

Aslına bakılırsa söylemeye çalıştığım şey şu olabilir: Bilgilerle, deneyimlerle, ilişkilerle, tartışılarla bilinç düzeyimizi geliştiriyoruz ama ruhsal farkındalık düzeyimizin cılızlığını etkilemiyor bu durum. Zira ruhsal manada kendimiz geliştirecek içsel uygulamalarımız yok ya da yok denecek kadar az. İçimize dönüp ruhumuzla iştigal edebilirsek sezgilerimiz yeni kapılar bulacaktır. Sanırım şey gibi bu biraz: Bilgisayarınızda kullandığınız uygulamaları geliştirmek kadar, bilgisayarınızın işletim sistemini de geliştirmeye çalışmak. Hareket lazım bize biraz da, eylem. Nasıldı o söz: “Bazen sadece harekete geçmek gerek!”

(Haşim Sönmez)

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın